İÇİNDEKİLER
ARAMA:

Allâh Rasûlü’nün Takvâsı

O, insanların en muttakîsi idi. Cenâb-ı Hak’tan kendisine takvâ bahşetmesini isteyerek şöyle niyâzda bulunurdu:

“Allâh’ım! Nefsime takvâsını ver ve onu tezkiye et! Sen onu en iyi tezkiye edensin. Sen onun velîsi ve Mevlâ’sısın.” (Müslim, Zikir, 73)

“Allâh’ım! Sen’den hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği istiyorum.” (Müslim, Zikir, 72)

Takvâsı sebebiyle fakirler gibi yaşardı. Âişe -radıyallâhu anhâ-, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in, ömrü boyunca iki gün üst üste arpa ekmeği ile, bir başka rivâyette de üç gün üst üste buğday ekmeğiyle karnını doyurmadan âhirete intikâl ettiğini bildirmektedir. (Buhârî, Eymân, 22; Müslim, Zühd, 20-22; İbn-i Mâce, Et’ıme, 48)

Ümmetini takvâ hayâtına teşvik ederek şöyle buyururdu:

“İnsanlardan bana en yakın olanlar, kim ve nerede olursa olsun Allâh’a karşı takvâ sahibi olan müttakîlerdir.” (Ahmed, V, 235; Heysemî, IX, 22)

“Şüphesiz benim dostlarım müttakîlerdir.” (Ebû Dâvûd, Fiten, 1/4242)

“Her nerede olursan ol Allâh’tan ittikâet ve kötülüğün arkasından hemen bir iyilik yap, bu onu yok eder. İnsanlara iyi ahlâkla muâmele et!” (Tirmizî, Birr, 55/1987)

Hakîkî takvâyı elde edebilmenin yolunu ise şöyle gösterirlerdi:

“Kul, mahzurlu şeylere düşme endişesiyle sakıncası olmayan bazı şeyleri de terk etmedikçe gerçek muttakîlerin derecesine ulaşamaz.” (Tirmizî, Kıyâme, 19/2451; İbn-i Mâce, Zühd, 24)

O’nun nazarında ne beyazın siyâha, ne de bir başka milletin diğer millete üstünlüğü vardır! Üstünlük ancak takvâ iledir. (Ahmed, V, 158)

Takvâ hususunda Hazret-i Îsâ -aleyhisselâm-’ın da güzel bir tarifi vardır:

Bir kimse Îsâ -aleyhisselâm-’a gelerek:

“–Ey hayır ve iyiliklerin muallimi! Bir kul, Allâh Teâlâ’ya karşı nasıl takvâ sahibi olur?” diye sordu.

Îsâ -aleyhisselâm-:

“–Bu kolay bir iştir:

Allâh Teâlâ’ya derin bir muhabbetle bağlanırsın,

O’nun rızâsı için gücün yettiğince sâlih amellerde bulunursun,

Bütün Âdemoğullarına da, kendine acır gibi şefkat ve merhamet gösterirsin!” cevâbını verdi. Sonra da şöyle buyurdu:

“–Sana yapılmasını istemediğin bir şeyi sen de başkasına yapma! O zaman Allâh’a karşı hakkıyla takvâ sahibi olursun.”18