O’nu Sevmekte Ölçü
Abdullâh bin Hişâm’ın anlattığı şu hâdise, Rasûlullâh’a muhabbetin hangi seviyede olması gerektiğini göstermesi bakımından çok mânidardır:
“Bir defasında Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ile birlikte bulunuyorduk. Rasûl-i Ekrem, orada bulunanlardan Hazret-i Ömer’in elini avucunun içine almış oturuyordu. O sırada Ömer -radıyallâhu anh-:
“–Yâ Rasûlallâh! Sen bana canımın dışında her şeyden daha sevgilisin!” diyerek Rasûlullâh’a olan muhabbetini ifâde etti.
Onun bu sözüne karşılık Peygamber Efendimiz:
“–Hayır, canımı kudret elinde tutan Allâh’a yemin ederim ki ben sana canından da sevgili oluncaya kadar hakîkî îman etmiş sayılmazsın!” buyurdu.
Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh- hemen:
“–O hâlde vallâhi şimdi Sen bana canımdan da çok sevgilisin yâ Rasûlallâh!” dedi. Bunun üzerine Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–İşte şimdi oldu ey Ömer!” buyurdu . (Buhârî, Eymân, 3)
İşte Hazret-i Muhammed Mustafâ -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e böylesi bir aşk ve muhabbetle tâbî olmalıyız. O’nu gönül tahtımızın yegâne sultanı ve hayatımızın rehberi kılmalıyız. Çünkü O’nu sevmek bize farz kılınmıştır.57 Hak Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’de:
النَّبِيُّ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ
“Peygamber, mü’minler nazarında kendi canlarından daha önce gelir…” (el-Ahzâb, 6) buyurmuştur. O, bize kendi canlarımızdan daha yakın ve daha ileridir.
Bu îtibarla Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e muhabbet, hadîs-i şerîfte de hakikî îmanın şartı olarak zikredilmiştir:
“Nefsim kudret elinde olan Allâh’a yemin olsun ki; sizden biriniz, ben kendisine; anasından, babasından, evlâdından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadıkça hakikî mânâda îman etmiş olamaz.”
(Buhârî, Îman, 8)
Bu îtibarla sahâbe-i kirâm Rasûlullâh Efendimiz’in en ufak bir arzusuna dahî:
“Anam, babam, canım, her şeyim sana fedâ olsun yâ Rasûlallâh!” diyerek koşturmuş ve her vesîleyle sevdalarını tescil ettirmişlerdir.
Bu muhabbete lâkayt kalmak, hele hürmetsiz davranmak, bir cehâlet eseridir. Bu muhabbete sarılmak da, kurtuluş reçetesidir.
