Sevgi ve Edep İmtihanı
Bütün insanlar bir imtihan dünyası içindeler. Yani bu dünya ilâhî bir imtihan dershanesidir. Buradaki mühim imtihanlardan biri de, Hazret-i Peygamber’e karşı sevgi, itaat ve edeb husûsundadır. Cenâb-ı Hak buyurur:
“Ey îman edenler! Allâh’a itaat edin ve Peygamber’e itaat edin de amellerinizi boşa çıkarmayın!” (Muhammed, 33)
“Ey îman edenler! Seslerinizi Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin (O’nun verdiği kararlara aykırı kararlar vermeyin)! Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’le yüksek sesle konuşmayın; yoksa amelleriniz boşa gider de siz farkında bile olmazsınız.
Seslerini Peygamber’in yanında kısan kimseler, Allâh’ın gönüllerini takvâ ile imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük ecir vardır.
(Rasûlüm!) Sana odaların ötesinden seslenenlerin çoğu akletmeyen kimselerdir.” (el-Hucurât, 2-4)
Demek ki, Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e olan nezâketimiz, Sünnet-i Seniyye’ye ittibâmız, Allâh Rasûlü’nü yakından tanımamız, gönüllerimiz için bir takvâ imtihanıdır. O’na aşkımızın değerlendirilme vesîlesidir. Aynı zamanda da Allâh’a yakınlık vesîlesi…
Demek ki, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e karşı kaba davranan, uzaktan bağıran, O’na saygısızlık yapan kimseler de akletmeyen, sefîh kimselerdir.
Buradan bize çıkacak diğer bir netice de, Allâh Rasûlü’nü nasıl örnek almamız gerektiğidir? Hayatımızı, Allâh Rasûlü’nün hayatıyla nasıl mîzan etmeliyiz? Bu hususta da Kur’ân’ın bize açık tâlimatı şudur:
“Kim Rasûl’e itaat ederse, Allâh’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, (ey Rasûlüm, bil ki) Biz Sen’i onlar üzerine bekçi göndermedik!” (en-Nisâ, 80)
